|
Cerebral palsy (spasite)
Cerebral Palsy vücut hareketlerini ve kasların uyumlu
kullanımını etkileyen bir grup bozukluğa verilen addır. Cerebral Palsy
ilerleyici değildir. Beyin gelişimi gebeliğin erken dönemlerinden itibaren
başlar ve çocukluk çağında devam eder. İlk 2-3 yılda beyne zarar veren
herhangi bir olay Cerebral Palsyye neden olur.
Bu hasar beyinden vücuda ve vücuttan beyne gelen uyarıları bozar. Cerebral
Palsy her çocukta değişik ağırlıkta ve tiptedir. Beynin hasar gören bölümüne
göre spastik çocuklarda şu bulgular olabilir:
 |
Kaslarda sertlik veya kasılmalar
|
 |
İstemsiz hareketler
|
 |
Yürüme ve koşma gibi kaba motor hareketlerde zorluk
|
 |
Yazı yazma veya düğme ilikleme gibi ince motor
hareketlerde zorluk
|
 |
Algılama zorluğu
|
Bu sorunlar beslenme, solunum, idrar-dışkı kontrolünde
problemler, havale geçirme, öğrenme güçlükleri, gelişme geriliği gibi ek
sorunlara da neden olabilir. Spastik olan kol veya bacak ağrıyı, acıyı
hisseder. Spastik çocukların hareketlerindeki bozukluğun derecesi zeka
düzeyini göstermez.
Cerebral Palsy ilerleyici bir hastalık olmadığından spastik çocukların yaşam
süresi normaldir. Spastik çocukların bir kısmı zamanla daha iyi duruma
gelirken bir kısmı da gelişebilecek ek sorunlar nedeni ile daha kötüye
gidiyor gibi görünebilir. Bu durumu engellemek ve yaşam kalitelerini
artırmak için mümkün olan en erken yaşta tedaviye başlamak gerekir.
Cerebral Palsy bulaşıcı değildir, kalıtsal değildir, hayatı tehdit eden bir
durum değildir.
CEREBRAL PALSYNİN TİPLERİ
 |
Etkilenen kol, bacak sayısına göre
 |
Kuadripleji (tetrapleji): 2 kol ve 2 bacak etkilenmiş
|
 |
Dipleji: Bacaklar kollardan daha fazla etkilenmiş
|
 |
Hemipleji: Vücudun bir kısmı etkilenmiş
|
|
 |
Hareket bozukluğuna göre
 |
Spastik Cerebral Palsy:
Spastik kaslar serttir, gerilmeye direnç gösterirler. Normalde bir grup kas
hareket ederken karşıt grup gevşer. Spastik kaslarda bu mümkün değildir. Tüm
kas grupları aynı anda kasılırlar ve etkin hareketi engellerler.
Spastisitenin, yani kasların aşırı gerginliğinin derecesi zamanla
değişebilir; fizik, cerrahi tedavi, ilaçlar spastisiteyi kontrol altına
almaya yardım eder. Beynin korteks denen en dış kısmında meydana gelmiş olan
hasar genellikle spastisiteye neden olur.
|
 |
Atetoid Cerebral Palsy:
Çocuklarda hareketle artan istemsiz hareketler vardır. Çoğu kez konuşma
bozukluğu da görülür. Beynin orta kısmında yer alan bazal ganglia hasarları
nedeni ile gelişir.
|
 |
Ataksik Cerebral Palsy:
Çocukların dengeleri bozuktur. Bunlar genellikle gevşek çocuklardır, yürüme
bozukluğu vardır. Beyincik hasarı nedeni ile gelişir.
|
|
CEREBRAL PALSYNİN NEDENLERİ
Gelişmekte olan beyne zarar veren herhangi bir şey Cerebral Palsyye neden
olabilir. Bazı nedenler şunlardır:
 |
Çoğul gebelikler (ikiz, üçüz)
|
 |
Plasenta sorunları
|
 |
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (frengi, bel soğukluğu)
|
 |
Annenin beslenme bozukluğu
|
 |
Annenin gebelikte sigara, alkol alışkanlıkları
|
 |
Anne ve çocuk arasında kan uyuşmazlığı
|
 |
Genetik bazı hastalıklar, kromozom bozuklukları
|
 |
Bebeğin beyninin gelişme bozukluğu
|
 |
Zor ve uzun doğum (bebeğin beynine yetersiz oksijen
gitmesi nedeni ile)
|
 |
Annenin pelvik (kalça kemiği) yapısının küçük olması
|
 |
Erken doğum
|
 |
Sezaryen gerektiren durumlar, makat gelişi ile doğum
|
 |
Anneye verilen ağrı kesici, uyuşturucu ilaçlar
|
Erken çocukluk devresinde ise beyne zarar verebilen şu
durumlar Cerebral Palsyye neden olabilir:
 |
Menenjit (beyin zarlarının iltihabı), ansefalit (beynin
iltihabı) gibi enfeksiyonlar
|
 |
Beyin kanamaları
|
 |
Beynin kaza düşme gibi nedenlerle yaralanması
|
 |
Boğulma
|
 |
Zehirlenme
|
CEREBRAL PALSY TANISI NASIL KONUR?
Aileden alınan hikaye, çocuğun muayenesi ve yardımcı laboratuar incelemeleri
ile tanı konur. Laboratuar incelemeleri arasında bazı özel kan ve idrar
tetkikleri, beynin bilgisayarlı beyin tomografisi veya manyetik rezonans
görüntüleme denilen daha ayrıntılı bir tetkik ile incelenmesi, yer alır.
Cerebral Palsy hemen doğumdan sonra belli olmayabilir, fark edilmesi aylar,
bazen yıllar sürebilir. Bu sürede aileler çocuklarının yaşıtlarından farklı
geliştiğini fark ederler.
CEREBRAL PALSY ÖNLENEBİLİR Mİ?
Annenin gebelik süresinde iyi beslenmesi, düzenli takiplerinin yapılması
kısmen Cerebral Palsyyi önleyebilir. Anne bakımının ve doğum şartlarını
eskiye göre daha düzelmesine karşın yoğun bakım üniteleri çok düşük doğum
tartılı bebeklerin ve çok erken doğan bebeklerin de yaşamasını sağladığından
ve bu bebekler Cerebral Palsy açısından yüksek riskli olduğundan günümüzde
Cerebral Palsy sıklığı azalmamıştır. Cerebral Palsynin yüzde yüz önlenmesi
şu anki bilgilerimize göre mümkün değildir.
Cerebral Palsynin Tedavisi Var mı?
Cerebral Palsynin destek tedavisi vardır. Bu tedavinin bölümleri şu
şekildedir:
 |
Fizik tedavi
|
 |
Eğitim
|
 |
İlaç tedavisi:
Kas gevşetici ilaçların bazen yararı olabilir. Ayrıca Baklofen pompası,
botulismus toksini gibi bazı özel işlem gerektiren ilaçlar da
kullanılmaktadır.
Botulismus toksini spastik olan kasın içine enjeksiyon ile uygun dozda
verildiğinde o kasın 2-3 ay süre ile felç olmasına neden olmaktadır. Bu
şekilde istemsiz olarak kasılan adelenin kasılması engellenmekte, kol veya
bacağın gevşemesi sağlanmaktadır.
|
 |
Cerrahi tedavi:
Beyin cerrahisi tarafından yapılan kas gevşetici veya istemsiz hareketleri
kontrol altına almaya yarayan bazı girişimlerdir. Baklofen pompası bu
yöntemlerden biridir.
|
 |
Gelişen sorunların tedavisi: Örneğin eklem
kısıtlılıklarının ortopedi uzmanı tarafından cerrahi girişimle açılması.
Havale (konvülsiyon) varsa ilaçla tedavisi.
|
CEREBRAL PALSYDE FİZYOTERAPİ
Fizyoterapi neden gereklidir?
Fizyoterapide amaç doğru hareketin öğretilmesidir. Çocuğun gün içinde düzgün
duruşu sağlanabilirse normal hareket gelişiminin olabilmesi için gerekli
duysal uyarı sağlanmış olur.
Fizyoterapi ne zaman başlar?
Fizyoterapiye riskli bebeklerde, yani anne karnında, doğum sırasında veya
sonrasında sorunu olan bebeklerde, yenidoğan döneminde başlanmalıdır.
Tedaviye erken başlamanın istenmeyen kasılmaları önlemede, bebeğin doğru
duruş şekillerini öğrenmesinde, kendi vücudunu hissetmesinde, ileride
gelişebilecek eklem sertliklerini (kontraktürleri) önlemede ve normale yakın
hareket özelliklerini kazanmasında yararı vardır.
Fizyoterapi nasıl yapılır?
Bütün çocukların anneleri ile yakın ilişkiye ihtiyaçları vardır. Öğrenme
doğum ile başlar. Öğrenme, anne ve bebek arasında göz ile ve yüz yüze ilişki
kurarak başlar. Annenin yüz ifadesi çocukla yakın mesafedeki ilişkisi ve bu
durumun günlük yaşantı içinde sık tekrarı, fizyoterapi egzersizleri, sesler
ve deri teması ile birleşerek çocukta olumlu etkiler yaratır. Buna karşılık
yeterince ilgilenilmeyen bir çocuk ise daha yavaş ve daha az öğrenecektir.
Çocuğun fiziksel gelişimi için önemli bir diğer faktör de oyundur. Oyun,
çevreyi keşfetmede eğlenceli bir durum olarak ifade edilebilir. Oyun ilginç
ve hoşlanılabilir ise, belirgin bir çaba olmaksızın aktif olarak düzenli bir
şekilde devam eder. Çocuk için oyunun esası zevk verici olmasıdır. Bu zevk,
hem anne-baba hem de çocuk için geçerlidir. Çocuk yetişkinlere gülüyor,
heyecanlanıyorsa oynuyor ve öğreniyordur. Çocukla egzersiz yapmak da oyunlar
ile birleşirse aile ve çocuk için zevkli saatler haline getirilebilir.
Çocuk ile egzersiz yaparken ne yapmak istediğinizi gösterdikten sonra
beklemek, başarılı olduğu durumlarda memnuniyetinizi ifade etmek, desteğe
ihtiyacı olan durumları önceden kestirerek yardımcı olmak onu olumlu etkiler
ve çaba harcamasını arttırır. Anne-baba dereceli olarak yardımları
azaltmalıdır.
AİLELERİN YAPMASI GEREKEN HAREKETLER
Hareket problemi olan bebekleri erken aylarda ana kucağına oturtmak
sakıncalıdır.
Yürüteç bu bebekler için hem tehlikelidir hem de hareketleri kısıtladığı
için önerilmez. Ayrıca yürüteçte uzun süre durmak ayak bileklerinde
gerginliği arttırmaya yol açacağından kullanılması uygun değildir. Aynı
şekilde hoppala da zamanından önce ve yanlış yük verileceği için özellikle
kalça ve ayak bileği eklemleri için zararlı olacaktır.
Oturma, yürüme gibi işlevlere zamanından önce teşvik etmek ileride ortopedik
sorunlara yol açabileceğinden çocuğun fizyoterapistine danışmadan
yapılmamalıdır.
Çocuk için yararlı olmayan hareketler ileri dönemlerde çocuğun hareketleri
ve becerilerini olumsuz yönde etkiler, eklemlerde kısıtlılığa ve şekil
bozukluklarına yol açabilir. Aileler mutlaka fizyoterapistlerinin
önerilerine göre davranmalıdır.
Tavşan zıplaması, normal çocukların etrafta hareket etmek üzere
kullandıkları bir yöntemdir. Bu hareket bazen Cerebral Palsyli çocuklar
tarafından da kullanılabilmektedir. Ancak spastik çocuk için bu hareket
zararlıdır. Spastik çocukta kalça, diz ve ayak bileğinde bükülmeye eğilimi
arttırır, ortopedik bozukluklar, hatta ayakta durma ve yürümede güçlükler
meydana getirebilir.
Normal bebek doğduğunda refleks yürüme vardır. Yenidoğanda ayaklardan
birinin tabanı herhangi bir yüzeye dokunduğunda diğer bacak bükülür ve
yürüme görüntüsü verir. Bu refleks yaklaşık 4 hafta devam eder, daha sonra
devam etmesi normal değildir. Kollarının altından tutulan Cerebral Palsyli
bir çocukta bu refleks kaybolmadığı için aileler yürüme hareketi olarak
değerlendirirler. Halbuki bu hareket yenidoğan çocuğun reflekslerinden
farksızdır. Çünkü normal çocuk yürümeye başlamadan önce, emniyetli olarak
her iki ayağı üzerinde durmayı öğrenir.
Yararlı bir tedavi programı yanlış hareketlerden sakınarak ve bunların
sebeplerini anlayarak gerçekleşir. Çocuğun nasıl tutulduğu çok önemlidir.
Yanlış tutuş ile kasılma ya da istemsiz hareketler artabilir, anormal
hareketler açığa çıkabilir.
DURUŞ VE HAREKETE YARDIMCI ARAÇLAR
Hamaklar:
Hamak; şiddetli spastisitesi olan, özellikle sırtüstü yatırıldığında vücudu
çok sertleşen, başını kaldıramayan veya çeviremeyen ve yüzükoyun
yatırıldığında dönemeyen çocuklarda yararlı bir kullanım aracıdır.Hamağın
çocuğun hoşuna gitmesinin yanı sıra diğer yararları, çocuğun omzunun öne
gelmesini desteklemek, başın geriye düşmesini önlemek, başın vücudun orta
hattında durmasını sağlamaktır. Çocuğu hamak içinde farklı yönlere sallamak,
yuvarlanma, oturma, oyuncakla oynama gibi beceriler cesaretlendirir. Oyun
ile kombine tedavi için iyi bir fırsattır. Çocuğun pozisyonu 45 dakikada bir
değiştirilmelidir.
Ana kucağı:
Hamakla aynı amaçlarla kullanılabilir. Bacaklarda çaprazlama eğilimi olan
çocuklarda kalça altına küçük bir yastık konarak kalçası yükseltilebilir.
Gerekiyorsa bacakların arasına da bir yastık konarak bacakların çaprazlaması
önlenebilir.
Ana kucağında iken çocukta düzgün olmayan duruş (asimetrik pozisyon) ve
çaprazlama devam ediyorsa ana kucağı kullanılmamalıdır.
EV İÇİ ÖNERİLEN POZİSYONLAR
Kucakta
Yüzükoyun yatış pozisyonu:
Düzgün (simetrik) yatış daha kolay sağlanır, başını daha rahat
kaldırabilir, sırtı düzelir, kalça ve bacakları düzeltme daha kolaylaşır,
bacakların birbirine yaklaşması ve çaprazlama en azdır.
Bu pozisyonda güçlük çeken çocuklarda göğüs altına rulo şeklindeki yastık ya
da üçgen kama şeklindeki yastıklar konarak pozisyonu devam ettirmek daha
kolaylaşır.
Bu pozisyonda oyun oynarken kalça ve ayaklar düzeltilmeli, bacaklar dışa
dönük tutulmalıdır. Kolları ile uzanma, oyuncağı yakalama
cesaretlendirilmelidir.
CEREBRAL PALSY REHABİLİTASYONUNDA ORTOZ KULLANIMI
Ortoz, spastik çocukta kol veya bacağı belirli pozisyonda tutmak için
uygulanan cihazdır.
Amaç:
 |
İşlevi arttırmak
|
 |
Şekil bozukluğu oluşumunu engellemek
|
 |
Eklemin uygun pozisyonda tutulmasını sağlamak
|
 |
Destek sağlamak
|
 |
Spastisiteyi yani aşırı kas gerginliğini azaltmak ve
ameliyat sonrası kol veya bacağı korumaktır.
|
Ortoz seçimi, çocuğun yaşına motor kontrol düzeyine,şekil
bozukluğunun tipine ve çocuktan beklenen işlevsel bağımsızlık düzeyine göre
değişir.
Gün içerisinde ne kadar süreyle ve nasıl kullanılması gerektiği
fizyoterapistinin vereceği bilgilerle belirlenir.
HAREKET YETENEĞİNİ ARTIRAN ARAÇLAR
Çocuğun bağımsızlık düzeyine ve yaşına uygun olan harekete yardımcı cihazın
seçimi gereklidir. Ayakta durma ve hareket etme çocuğun çevresini tanımasını
ve zeka gelişimi arttırmada faydalıdır, çocuğun kendine güvenini kazanmasını
sağlar.
ORTOPEDİK CERRAHİNİN TEDAVİDEKİ YERİ
Çocukta var olan şekil bozukluğunu düzeltmek, şekil bozukluğu oluşumunu
engellemek, görünümü düzeltmek ve bağımsızlığını arttırmak amacı ile
uygulanır. Yapılacak girişim kasın kemiğe bağlanma bölümüne, kemiğe ve
sinire yönelik olarak planlanır. Çocuklar eşyalara tutunarak gezinmeye ya da
yardımla da olsa yürümeye başlayıncaya kadar cerrahi girişimden kaçınılmalı,
fizyoterapiye ağırlık verilmelidir. Gerekli görülürse botoks ve germeler
yapılarak tedaviye devam edilmelidir. Uygun yaşlar 5 ila 8 yaş arasıdır.
Çocuğun temizliği, bakımı ve kalça çıkığına yönelik yapılması gereken
operasyonlar bunun dışındadır.
Eklem kısıtlılığını ve kasların aşırı gerginliğini önlemek için
başvurduğumuz yöntemler; sinir-kas ilişkisini düzenleyen bazı ilaçlar,
düzeltici alçılar, ortozlar ve germe egzersizleridir.
KALÇA ÇIKIĞI
Kalça çıkığı için en önemli risk faktörü kalça çevresindeki kaslarda
spastisite ve kas dengesizliğidir. Bu durum ilerleyicidir. Kalça
çevresindeki kaslara germe, gece pozisyonlama (yardımcı araçlar ile belirli
şekilde tutma), botoks ve gerekirse cerrahi girişim uygulanır.
SPASTİK ÇOCUKLARDA YÜRÜME TİPLERİ
Makaslama yürüyüşü: Daha çok tüm vücut tutulumu olan çocuklarda
görülür.
Sıçrama yürüyüşü: Diplejiklerde gözlenir.
Çömelme (diz bükük) yürüyüşü
Oraklama şeklinde yürüyüş: Hemiplejiklerde gözlenir.
GELİŞME OLASILIĞI YÜKSEK OLAN ŞEKİL BOZUKLUKLARI
Yenidoğan ve erken süt çocukluğu devresindeki reflekslerin devamı, ev içi
yanlış pozisyonlama, erken oturtma gibi nedenlerle omurgada eğilmeler
oluşabilmektedir.
Kalçada, kalçayı içe doğru büken kaslarda aşırı gerginliğe bağlı olarak
bacaklar yanlara açılamaz. Çocuğun temizliği, bakımı ve bezlenmesi zorlaşır.
Germe egzersizleri uygulanarak bu durum önlenmeye çalışılır.
Dizde bükülme ve ayakta durma esnasında geriye kaçma şeklinde bozukluklar
gözlenebilir.
Ayağı aşağı çeken kaslardaki aşırı gerginlik nedeniyle parmak ucu basma.
ayakta içe veya dışa dönme gözlenebilir. Germe egzersizleri, aktif
egzersizler ve cihazlama ile bu durum önlenmeye çalışılır.
Kolda beklenen şekil bozuklukları ise omuzda içe dönme, dirsek, el bileği ve
parmaklarda bükülmelerdir. Pasif egzersizler, aktif harekete teşvik, gerekli
görülürse gece atelleri ve botoks ile düzeltilir.
SPASTİK ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ
Spastik çocuğun doğumundan itibaren bir çok sorunu vardır. Bu sorunlar aile
ve çocuk için yaşamı güçleştirir. Bu nedenle erken tanı ve problemlerin en
iyi şekilde tanımlanması çok önemlidir. Bilinçli ve bilimsel yaklaşımlar ve
aile iş birliği spastik çocuğun yaşamını kolaylaştırır. Spastik çocukların
bağımsız yaşam sürmeleri ve topluma kazandırılabilmeleri için problemlerinin
en aza indirilmesi gerekir. Bu da çok yönlü rehabilitasyon programı (eğitim)
ile gerçekleştirilebilir. Ancak rehabilitasyon programı Cerebral Palsynin
şiddetine, şekline ve diğer hastalıkların olup olmadığına bağlı olarak
değişebilir. Rehabilitasyon programı düzenlenirken tüm bunlar düşünülerek
program her çocuk için farklı olarak düzenlenir.
Rehabilitasyonun amacı: Öncelikle çocuğun kendi kendine yetebilmesi için
çalışmalar yapmaktır. Bu günlük yaşam egzersizleri olarak adlandırılır,
günlük yaşam egzersizlerini başaramayan çocuk ileride bağımsız olabilmeyi
öğrenemeyecektir. Bu nedenle ilk adım günlük yaşam egzersizlerini
öğrenmektir. Bunlar giyinme, beslenme, tuvalet eğitimidir. Bütün bunları
kazanabilmesi için çocuğun doğumundan itibaren aileye eğitim vermek ve
spastik çocuğun eğitimi konusunda aile ile iş birliği içinde çalışmak
gerekmektedir. Spastik çocuğun fiziksel engeli yanında görme, işitme,
konuşma ve zeka problemleri olabilir.
Eğitimde amaç: Fiziksel engelin, işitme, görme, konuşma, zeka sorunlarının
getirdiği kısıtlılığı en aza indirebilmektir. Spastik çocuğun eğitimine ev
programı ve aile eğitimi ile başlanır, daha sonra el göz koordinasyonu
sağlanması ile devam edilir. Günlük yaşam egzersizleri verilir. Daha sonra
işitme konuşma terapisi, zeka eğitimi yapılır.
GÜNLÜK YAŞAM EGZERSİZLERİ
Normal çocuk gelişimi izlenerek spastik çocuğun bu gelişimi yakalaması için
ailenin çaba göstermesi gerekir. Ancak spastik çocuğun sınırları iyi
bilinmeli, normal bir çocukla kıyaslanmamalıdır.
Giyinme: Çocuklar giyinmeden önce soyunmaya başlarlar. Daha fazla el
hareketleri geliştiğinde de giyinmeye başlarlar. Çocuk bu giyinme işlemi
sırasında spastik ise sertliği, atetoid ise istemsiz hareketleri nedeni ile
çeşitli zorluklarla karşılaşırlar. Bu nedenle çocuğun kendi kendine giyinip
soyunabilmesi için 2 önemli hareket vardır.
 |
Kollarını, avuçlarını yüzüne bakacak şekilde gövdesinin
önüne doğru getirebilmek,
|
 |
Bir elle kavrayıp itme, kavrayıp çekme hareketlerini
yapabilmek.
|
Beslenme: Spastik çocuğun beslenme sorunları
dudak, ağız, baş ve gövde kontrolünde, oturma dengesinde ve kalçasını
yeterince bükmede yetersizlik, ellerini ağzına götürme yetersizliği ve el
göz uyumunun eksikliği olarak ortaya çıkar. Beslenme sırasında çocuğu tutuş
şekli çok önemlidir. Yanlış durum çocuğun emmesini ve dudaklarını
kullanmasını güçleştirir. Yutma ve çiğnemenin öğretilmesi gelişme ve
bağırsak düzeni için de önemlidir.
Ağızdan tükürük akması (hipersalivasyon): Salya kontrolünün
öğretilmesi için yapılacak egzersizlikler beslenmenin öğrenilmesinde
yardımcı olacaktır.
Tuvalet eğitimi: Bir program dahilinde yapılır. Temizlik önemlidir,
erken tuvalet eğitimi zararlıdır. Çocuk tuvalet eğitimi ile kendini dengeli
ve güvende hisseder.
SPASTİK ÇOCUKLARDA ÖZEL EĞİTİM
Ailelerin beklentileri ile çocuğun gerçekte yapabildikleri arasındaki farkı
göstermek çok önemli bir amaçtır. Amaçlarımız kısa sürelidir ve çocuğun
yakın zamanda öğrenebileceği davranışlardır. Ne çok basit, ne de çok
fazladır. Çocukları acele etmeden, zorlamadan ve sabırla eğitmeliyiz.
Tanılarınız aynı da olsa unutmayın ki her çocuğun kalıtsal ve çevresel
şartları farklıdır. Çocuğun çeşitli alanlardaki gelişmesi kendi bünyesi
içinde birbirinden ayrı zamanlarda hızlanıp yavaşlayabilir. Hangi yaşta
olursa olsun her çocuğun kendine özgü bir büyüme ve gelişme biçimi, gelişme
temposu vardır.
Beyinde eğer bir bölüm görevini yapamıyorsa, bir diğeri o görevi
üstlenebilmektedir. Hatta eğer öğrenme yollarından biri herhangi bir nedenle
tıkanmışsa, yan yollar doğal olarak gelişebilmektedir.
Çevredeki ilginç ve parlak renkli uyarıcılar (resimler, posterler,
takvimler) çocuğun görsel dikkatini çekmek amacı ile çeşitlendirilir.
Çocuğun dikkatini çevredeki bazı nesnelere çekin. Belli bir anda tek duygu
üzerine yoğunlaşmasını ve bilgi almasını sağlayın (bak, gör, dokun, kokla,
tat, hisset).
Öğrenmenin doğal düzeni, sevecen insan ilişkileri ile ve nesnelere
dokunmayı, onları hissetmeyi, tutmayı ve incelemeyi sağlayan görsel Ğ
mekansal faaliyetlerle (su ve kumla, ya da köpeklerle, yap boz, pazıl,
legolar, bilmece türü oyuncaklarla oynamak) veya bedenin mekan içinde
algılanmasını sağlayan yuvarlanmak, emeklemek, tırmanmak gibi hareketlerle
başlar.
Çocuklarınızla olan bitenler üzerine konuşun. Dil, beynin düşünme, öğrenme
ve planlamaya ilişkin bir kontrol merkezi olarak gelişebilmesinin aracıdır.
Çocuğa, onu saran dünyayı ve çevresindeki eşyaları öğretirken, onları
gösterin, dokunun, adlarını söyleyin. Aynı metodu kullanarak değişik
insanları, hayvanları, kuşları, ağaçları öğretin. Aynı şekilde çocuğun kendi
vücudunu da öğretebilirsiniz. Vücudun değişik parçalarını işaret ederek, o
parçanın ne olduğunu söyleyerek öğretin ve çocuktan da sizin yaptıklarınızı
yapmasını, söylediklerinizi söylemesini isteyin. İstediği şey hakkında
konuşması ve o şeyin adını söylemesi için cesaretlendirin, teşvik edin.
Söylediğinizi tekrar ettirerek yeni cümle kurmasını öğretin.
Çocuğunuz döke saça da olsa yemek yiyebilmeli, soyunup giyinebilmeli,
oyuncaklarla kendi başına ilgilenip, en basitinden de olsa bir oyun
kurabilmeli, evde bazı işler yapabilmelidir. Bütün bunlar zihinsel veya
fiziksel engelin derecesine göre çok zor ve uzun sürede kazanılabilir, ama
en ağır çocukların bile belli düzeylerde bir çok şeyi becerebildiklerini
biliyoruz.
Her düzeydeki çocuk için evde yapmaya heves duyacağı bir takım işler vardır
(çamaşır katlamak gibi). Çocuğa evde en basitinden de olsa mutlaka bazı
sorumluluklar ve işler verilmeli ve başarabildiklerinde ödüllendirmeliyiz.
KONUŞMA EĞİTİMİ
Dil bir iletişim sistemidir. İhtiyaçlarımızı, duygularımızı ve
düşüncelerimizi başkalarına aktarmaya yarar. İnsan dilini kullanma
potansiyeli ile doğar.
Fakat bunun gerçekleşmesi için insanlarla yakın ilişki içerisinde
olunmalıdır. Çocuk için önemli olan biri onunla konuşmalı, o da buna cevap
vermek için cesaretlenmelidir.
Bizler dili iletişim kurmak için olduğu kadar kendi kendimizle konuşmak
(düşünmek) ve öğrenebilmek için de kullanırız.
Konuşma eğitiminde kullanılan araçlarda, görsel ve işitsel uyarıcılara daha
fazla yer vermek uygun olur. Eğitim yaşantılarının canlandırarak verilmesi
çocuğun daha çok ilgisini çekebilir.
Canlandırma için kuklalar, küçük ev eşyaları, giysiler, küçük hayvan
modelleri kullanılabilir.
Her bir yüzüne resim yapıştırılmış küpler, ses çıkaran oyuncaklar, oyuncak
müzik aletleri, sopaya dizilen renkli halkalar, renkli bloklar, vs.
olabilir.
Konuşmasını geliştirmek için çocuğa aşağıdaki faaliyetleri de öğretin:
 |
Bir kaptaki suya üflemeyi, balon yapmak için sabun
köpüğüne üflemeyi,
|
 |
Kağıt parçasına üfürerek ileriye doğru sürmeyi (bunun
için hafif ince tüyler ve yapraklar da kullanılır),
|
 |
Öksürmeyi, esnemeyi, ağzı genişçe açmayı, dudaklarla
çeşitli şekiller yapmayı,
|
 |
Sırıtmayı (iiiÉ diyerek), ağzı sıkıca kapamayı, dili
dışarı çıkarmayı, dili buruna doğru uzatmayı,
Dili çıkararak aşağı yukarı ve yanlara doğru uzatmayı, dili ağzın içinde
köşeden köşeye dolaştırmayı,
|
 |
Dil ucunu dişlerin arkasına dayayarak kamburlaştırmayı (iii
diyerek),
|
 |
Çocuğa aynı zamanda çiğneyip emebileceği yiyecek verin
(sakız, akide şekeri gibi).
|
 |
Hiç konuşamayan veya çok az konuşabilen çocuk çevresinde
olan varlıkların adlarını öğrenmelidir.
|
 |
Bu sebepten çocuğa, etrafındaki insanların adlarını,
kendi vücut parçalarını, etrafta herkesçe bilinen cisimleri, yiyecekleri vb.
öğretmelisiniz.
|
KONUŞMA GELİŞİMİNİN ÖZELLİKLERİ
Dil bir konuşma aracı olduğu kadar, dinleme ve anlamayı da gerektirir. Onun
konuşmak için yaptığı tüm teşebbüsleri mükafatlandırmalısınız. Dil öğrenimi
doğal durumlar içerisinde olmalı ve çabuk öğrenilmesi için çocuk baskı
altına alınmamalıdır. Ne istediğini ve neyi kastettiğini söylemesi,
çocuğunuz için uzun zaman alabilir. Onu hızlanması için zorlamayın, sabırla
dinleyin. Ne istediğini söylemeden anlayıp yerine getirmeyin. Eğer
söylemeden istediğini elde ederse o zaman konuşma ihtiyacı duymaz ve
konuşmayı öğrenemez. Mümkün olursa daima öğreteceğiniz eşyayı göstererek
öğretin. ELMA kelimesini öğretirken varsa, elma resmi yerine elmanın
kendisini göstererek öğretin.
Spastik çocuğunuz ile konuşma eğitimi yaparken onun gözünün içine bakarak
konuşmalısınız.
Otururken onunla aynı seviyede olun ki ağız hareketlerinizi çok iyi takip
edebilsin.
Ayna ile konuşma eğitimi yapın ki kendi ağzının nasıl ve ne şekilde hareket
ettiğini görsün.
Oyuncakların hepsini önüne dökmeyin. Teker teker oynayın ve ilgisi azalmaya
başladığında kaldırıp yenisini verin.
Onunla konuşurken hep size bakmasını (yani yüzünüze bakmasını) sağladıktan
sonra konuşmaya başlayın. Oyuncakların adını (veya sesleri) söylerken
ağzınızın seviyesine getirin. Göz kontağı sağladıktan sonra da konuşun.
Hayvanları, araçları vs. tanıtırken çıkardıkları sesleri taklit edin.
Spastik çocukların alıcı dil düzeyleri, ifade edici dil düzeyinden daha
yüksektir. Konuşmaya yaşıtlarından geç başlarlar ve engellerinin şiddetine
bağlı olarak yavaş ilerleme gösterirler.
Spastik çocukların dil gelişimleri yapı olarak normal çocuklara benzer.
Fakat bu çocuklarda, normal çocukların geçtikleri dil gelişim basamaklarına
ulaşmada gecikme ve bir basamakta duraklama görülebilir.
Konuşmayı öğretebilmek için, zihin gelişiminde belleklerini çalıştırmak için
tekrara yer vermek gerekir. Verilen kavramları ya da öğretilen sözel
ifadeleri değişik şekil ve zamanlarda tekrarlamak gerekir.
Konuşma eğitiminde
 |
Çocuğun ilgisini çekmek,
|
 |
Sabırlı ve toleranslı olmak,
|
 |
Model olmak,
|
 |
Uygun ödüller kullanmak,
|
 |
Tekrara yer vermek,
|
 |
Çevresel uyarıcıları kontrol etmek,
|
 |
Dikkat kontrolünü sağlamak,
|
 |
Uygulamada çocuğun aktif katılımını sağlamak,
|
 |
Anne ve çocuk arasında iyi bir iletişimin kurulmasını
sağlamak gerekir.
|
Spastik çocukların okul öncesi eğitimlerinin asıl amacı,
öz bakım becerileri kazandırmak, kendi kendine yetebilir hale getirmek, bu
yolla benlik algısını yükseltmek, çevresine yük olmaktan kurtarmak, çevreye
uyumunu arttırmak, yetilerini geliştirmek, okula kabullerini
kolaylaştırmaktır.
SPASTİK ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN BESLENME SORUNLARI
Büyüme geriliği ve yetersiz tartı alımı: Gereksinime uygun enerjinin
sağlanamaması veya süt, muhallebi, çorba gibi tek yönlü beslenme sonucu
oluşmaktadır. Düzenli ve sürekli büyümeyi sağlamak için çocuklarınızı
yeterli ve dengeli beslemeniz gerekmektedir. Diğer bir deyişle büyüme,
gelişme ve vücudun çalışması için gerekli enerji karşılanırken, bunun
yanında karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral gibi bütün besin
öğeleri de çocuğa gereksinim kadar verilmelidir. Bu amaçla gün içerisinde
tüm yiyecek guruplarının (et, yumurta, kurubaklagil, süt, yoğurt, peynir,
tahıllar, sebze ve meyvalar) hepsinden verilmesi zorunludur.
Spastik çocuklar genellikle iştahsızdır. Bu nedenle seçeceğiniz yiyecekler
miktar olarak az fakat enerji ve besin öğeleri açısından yoğun olmalıdır.
Örneğin: Muhallebiye yumurta, çorbalara ve sebze yemeklerine bulgur ve
kurubaklagiller katarak yiyeceklerin besleyici değeri artırılabilir. Kusmayı
kolaylaştırması ve doygunluk hissi vermesi nedeniyle yemek sırasında fazla
miktarda su, meyve suyu, komposto verilmemeli, hazırlanan yiyeceklerin
kıvamı çocuğun çiğneme ve yutma yeteneğine uygun olmalı, çok soğuk veya
sıcak olmamalı, lokmalar yavaş ve düzenli aralarla verilmeli, aktif olarak
çocuğu yemek yeme işlemine katmalı, aile ile birlikte yemesi sağlanmalıdır.
Vitamin ve mineral eksikliği: Kansızlığa neden olan demir
yetersizliği en yaygın görülen mineral eksiklikleri arasındadır. Kolay
tüketilebilir olması nedeniyle çocuğa gereksinimden fazla süt, muhallebi
verilmesi, et yerine et suyunun kullanılması başlıca nedenleridir.
Yiyecekler hazırlanırken demirden zengin besinlere (et, yumurta,
kurubaklagiller, pekmez, yeşil yapraklı sebzeler, kuru meyvalar) yer
verilmelidir.
Yiyeceklerdeki vitamin ve mineral kayıplarını en aza indirmek için sebzeler
yıkandıktan sonra doğranmalı, pişirme süresi çok uzamamalı, sebzelerin
pişirme suyu dökülmemeli, meyveler rendelendikten veya suyu sıkıldıktan
hemen sonra tüketilmelidir.
Kabızlık: Unlu besinlerin aşırı tüketimi, yetersiz sıvı alımı, süte
dayalı beslenme ve hareketsizlik sonucu oluşmaktadır. Kabızlığı önlemek
amacıyla: gereksinimden fazla süt verilmemeli, sıvı alımı artırılmalı,
posadan zengin yiyecekler (sebzeler, meyveler, kurubaklagiller)
kullanılmalı, pirinç yerine bulgur tercih edilmeli, bol taneli kuru meyva
kompostoları yapılmalı, kahvaltıda erik veya kayısı marmeladı tercih
edilmeli, elma, muz, şeftali, patates ve havuç seyrek verilmelidir.
Kansızlığa ve kabızlığa neden olan çay çocuklara kesinlikle verilmemelidir.
Kahvaltıdan veya akşam yemekten sonra 10-15 dakika gereksinim olsun veya
olmasın, çocuk düzenli olarak tuvalete oturtulmalıdır. Bu sırada çocukla
inatlaşma olmamalıdır. Bu iş için çocuğu ikna etmeli, ve alışkanlığı
yaratmaya çalışmalıdır.
Fazla tartı alımı: Şekerli ve unlu besinlerin aşırı tüketimi ve
hareketsizlik sonucu oluşur. Şişmanlık durumunda çocuğun temel besinleri
kısıtlanmamalı, unlu yiyecekler yerine sebze ağırlıklı beslenmeli, şeker ve
şekerli yiyeceklerden uzak tutulmalıdır.
Diş sorunları: Şekerli yiyeceklerin sık tüketilmesi ve diş
fırçalamaya reaksiyon gösterme sonucunda diş çürükleri oluşmaktadır. Bu
nedenle özellikle yatmadan önce çocuğa şekerli yiyecekler verilmemeli ve
dişlerinin fırçalanması sağlanmalıdır.
|
|